beğendiklerim

28 Ağustos 2009 Cuma

omurga

1.

omurgasını dik ve sağ eli kot pantolonun cebine gizlenmiş bir halde, gri çizgili beyaz gömleğinin üstteki iki düğmesi açık ve parlayan siyah rugan ayakkabıları uzaktan farkedilerek yürüdü trafiğe kapalı sokağın ortasından. yürüdü, yürüdü. kimseye bakmıyormuş gibi yaparak. yanından geçip giden yarı açık göğüs çatallarına tam geçiş anında çaktırmadan baktı. dolgun kalçaları ise çok uzaktayken seyretti, böylece anlaşılmayabilir miydi? ne de olsa, onun bu işlerle alakası yoktu da herkes ona hayran hayran bakardı. öyle bilinmesi daha işine gelirdi.

duramadı, eli yine sol cebinin üstündeki kılıfında saklanan telefonuna uzandı, aldı, saate bakıp yerine yerleştirdi. birkaç adım attı. duramadı. eli yine telefona uzandı. aldı, telefon rehberini karıştırdı, S harfini buldu, listelenen isimleri taradı, S..’nin üstüne gelince durdu, düşündü, bikaç adım daha attı ve aradı.

- efendim, dedi uykulu bir ses.

-merhaba, nasılsın?

-iyiyim, Soyasosu, sen nasılsın?

-işten yeni çıktım da, dolanıyodum, sizin oraya çok yakınım, evdeysen, seni alıyım mı, biraz takılırız.

- olur, var mı bi planın?

-yok ama yaparız işte bişeyler, bara filan gidelim mi?

-bakarız, gel bi o zaman.

telefonu kapattı, gülümseyerek adımlarını hızlandırdı,iki ilerdeki ara sokağa döndü, yolun sonundaki otoparka doğru ilerledi. bu kızla daha önce defalarca buluşmuştu. kız ona çok cilveli gelirdi. çoğu zaman içi giderdi. bir iki defa açıldı da aslında. onunla bişeyler yaşamak istediğini de dile getirdi. ama kız her şekilde reddetmişti. sadece arkadaş olabilirlermiş. sebebini sorguladı. kıza yeterince akıllı, yakışıklı ve karizmatik gelmemiş olabilirdi. daha özenli, daha ağır görünmeliydi. gözünün önüne kızın ince beli, büyük göğüsleri ve dar kalçaları geliyordu sürekli. dokunduğunu hayal etti, hem de bu gecenin sonunda. heyecanlıydı, iyice gülümsedi, arabasının kapısını açarken. klik klik. ve hareket etti aceleyle. ara sokaktan caddeye çıktı, hızla dönüp ışıkları kolladı ve devam etti. köşesinde eczanenin olduğu sokağa gelince sağa döndü ve bikaç bina ötede kızın oturduğu apartmanın önüne gelince durdu, bekledi. acaba ne giymişti?

kız gülümseyerek merdivenlerden indi, otomobilin kapısını açıp oturdu, selamlaştılar. elini uzattı kıza, kız da uzattı, öptüğünü hayal etti ama öpmedi. öylece gittiler…..

2.

kızı belinden sıkıca tutup kendine çekti, kız direndikçe daha sıkı tuttu ve dudaklarına dudaklarıyla bastırdı. kız başını iki yana doğru çekmeye çalıştı. durmadı, devam etti, ta ki kız çığlık atana kadar. o anda bıraktı kızı ve bu duruma anlam veremediğini söyledi, kız da istemediğini sadece. başka bir anlamı yoktu. olmayacaktı işte o kadar. ne vardı ki anlamayacak. ama anlamamıştı. neden olmasındı ki. onunla gelmişti sonuçta aradığında. bu aynı anlama gelmez miydi. gelmiyordu işte ama o da anlamıyordu…

3.

Omurgasını dik tutmaya çalışarak yürüdü. biraz zorlanmıştı. yüzünde mutsuz bir tebessümle, sağ eli cebinde, sol eli telefon kılıfının üstünde, düşündü, kimi arayabilirdi?

……

2 yorum:

  1. bu kadar diyorsun... tel rehberinde bir numara olmak rahatsız edici olurdu benim için de herhalde.

    YanıtlaSil
  2. di mi ya, hiç olmasın daha iyi.

    YanıtlaSil